|
|
Eski Cenaze Adetleri |
|
|
|
|
Anadolu insanının en büyük özelliklerinden birisi de yardımlaşmadır. Bu soylu davranış, bazen bir düğün, bazen da bir ölüm olayında kendini gösterir. Özellikle bir ölüm haberi ise köye, kasabaya yayılan; bu yardımlaşma daha büyük bir özveri ile yapılır. Ölen insan, isterse can düşmanı olsun, dost-düşman herkes bu yasa katılır. Köyün, kasabanın yaşamına bir hüzün çöker. Gelenek ve göreneklerine çok bağlı olan ilçemiz merkez ve köylerinde de ölüm aynı duygular içinde karşılanır. Bir cenaze olduğu zaman komşular kendi aralarında iş bölümü yaparlar. İlk iş olarak cenaze sahipleri teselli edilmeye çalışılır. Ölümün Allah’ın emri olduğu hatırlatılarak acı hafifletilir. Bir yandan da cenazenin defni için gerekli hazırlıklar yapılır. Mezarı kazılır; suyu kaynatılır ve tahtaları yapılır. Çevre köylere haber salınır. Bütün bu işlemler tamamlandıktan sonra cenaze yıkanır, kefenlenir ve tabuta yerleştirilir. Son yolculuğuna uğurlanmadan önce geride kalanlarla imam aracılığıyla helalleştirilir. Sonra da camii önüne getirilir ve namazı kılınır. Defnedilmek üzere mezarlığa götürülür. Defin işi bittikten sonra cenazeye katılan cemaate “ıskat” adı altında bir para dağıtılır. Bu para günü şartlarına göre ayarlanır ve herkese eşit miktarda dağıtılır. (Iskat olayına o kadar çok önem verilir ki, zengin fakir herkes ıskat vermeyi bir zorunluluk olarak kabul eder. Iskat yapmayan ailelere iyi gözle bakılmaz. Tabii bu anlayış, ölüm acısı arasına bir de maddi sıkıntı ekler. Bu olay son zamanlarda eski önemini yitirmiştir. İlçe merkeziyle çoğu köylerde “ıskat” kaldırılmıştır. Ancak devam eden köyler de vardır. Cenazenin yakınları birkaç gün cenaze sahiplerinin işlerini görür, yiyeceklerini getirir. Bu işi cenaze sahipleri kendilerine gelinceye kadar devam ederler. Ölen kişi için “İlk Cuma’sı” adı altında ölümü takip eden ilk cuma akşamı komşulara yemek verilir ve Mevlid-i Şerif okutulur. Bu adet, Alevi köylerinden bazılarında farklılıklar gösterir. (Örneğin Sazak Köyünde cenaze günü “kabir kurbanı” denilen bir kurban kesilir. Bu kurban, koyun, keçi ve benzeri hayvanlardan yapılır. Kurban, aynı gün pilavla birlikte pişirilerek cenazeye katılanlara yedirilir. Çevrecik Köyünde ise, Kabir Kurbanı, ölüm olayından iki-üç gün sonra kesilir. Bu yemek sırasında daha sonra verilecek “can yemeği”nin günü de tesbit edilir. Diğer köylerimizde olduğu gibi bu yemek yine Cuma gününe rastgetirilir. Kabir kurbanının iki üç gün sonra kesildiği Alevi köylerinde halk, halkevinde toplanır. "Kırklar meydanı" adı verilen bölüme altı kadın, altı da erkek getirilir. Bu kadın ve erkekler cenaze sahibinin yakınlarıdır. Bu olaya “dara durma” denir. Dedenin emriyle hareket eden cenaze sahibi, kırklar meydanı’ndaki bu oniki kişiye ekonomik durumuna göre yardım eder. (Bu oniki kişiden özellikle kadınlar, adetten kesilmiş olmalı, ya da çocuk olmalıdır.) Ölen insanların yaş durumu veya bulunduğu mevkiye göre yas tutma süresi de değişir. Eğer, ölen insan yeni evlenmiş, yahut askerlik çağına gelmiş ya da askerde ise -kısaca gençse- acısının yankısı türkülere yansır. Ağıtlar düzülür; uzun süre bu acı olay, ağızdan ağıza yaşar gider. Ta ki, yeni ve daha büyük bir acıyla karşılanıncaya kadar... Özellikle kadınlar ağıt yakma olayında daha önde gelirler. Ağıtlar ya ölünün geride kalan anne, baba, eş ve çocuklarının ağzından ya da ölünün kendi ağzından söylenmiş havası verilerek daha da acıklı hale getirilir. Ağıtlar cenazeden sonra ağıt yakıcılar tarafından yakılacağı gibi, cenaze sahipleri tarafından -özellikle kadınlar tarafından- irticalen de söylenebilir. Deyişlerle, cenaze etrafında ağlanılır. O arada cenazeye katılan tüm insanların gözleri nemlidir, hıçkırıklar gittikçe yükselir. Cenaze sahiplerinin dışındakiler de olaya kendi başlarına gelmişçesine içlenirler. Belki de Türk insanının en büyük özelliklerinden biri budur. Ağıt örnekleri: Oğlunu askerde kaybeden bir annenin ağzından söylenen bir ağıt Toros dağlarının suları acı, Yetişin doktorlar yavruma acın, Yok mudur dünyada bunun ilacı, Sen gittin çocukların öksüz kaldılar, Benizleri şimdiden sararıp soldular. Kapı açılınca yavrum geliyor sandım, Acı haberi duyunca yığıldım kaldım, Yavruların dizime alıp sarardım, soldum, Yavrum dünyaya doymadın yavrum, Aramızdan ayrıldın amma ölmedin yavrum.
Ölünün ağzından söylenmiş başka bir ağıt örneği: Suyumu koydular kazan dolunca, Ahbaplarım gelir beni duyunca, İşte geldi yuyucular, Ak donumu soyucular. Yalvarırım yuyucuya, Nazik bedenim incitmesinler benim, Biçtiler kefen bezimi, Ağlatmayın körpe kuzumu. Ben dünyadan göçer oldum, Ağaçtan atımı getirin, Eğsiceklerimi tamam yetirin, Dört kardeş olup ta beni götürün. Bugün bildim dünyadan, Yol varmış ahirete, Kapısı yok, bacası yok, Başında okumaya hocası yok. | |
|
|
Etiketler |
|
Eski, Cenaze, Adetleri,
|
|
|
|
Yorumlar |






