TÜNAYDIN !

Reşadiye Künye

 » Kaymakam

Engin AKSAKAL

 » Belediye Başkanı

Rafet Erdem

 » Kuruluş Yılı

1906

 » Nüfusu

9100

 » Kasaba

13

 » Köy

68

 

REŞADİYE RADYO

RadyoEkle

 »  masalafm60...

122

 »  Reşadiye Fm...

354

 »  HALACLI FM...

2084

 »  Reşadiye-Fm...

813

 »  mısırlı ramat...

691

 »  RADYO REŞADİYE...

1586

 »  YOLDAŞ, FM...

1252

 »  RADYO AKKUSUNSE...

899

 »  Radyo .nihat-fm...

880

 »  resadiye-fm60...

1698

 »  aLTıPaRMaK FM...

1006

 »  resadiye-fm60...

2025

 »  Radyo SARIYAYLA...

1541

 »  kapaklı fm...

1305

 »  Radyo Kaşpınar...

1616

 »  GUNDOGDU_FM...

1373

 »  CİMİTEKKE FM...

2269

 »  Bozcali-FM...

1437

 »  Reşadiyenin Ses...

3148

 »  Radyo İsgesur...

1136

 »  Radyo İbrahimşe...

1594

 »  Güvendik Fm...

1707

 »  Yöremfm...

978

 »  Çayırpınar FM...

1771

 »  Radyo Büşürüm...

1638

 »  Tinyaba Fm...

1946

DOST SİTELER

Site Ekle

 »  masalaışıklar

112

 »  Reşadiye Fm

302

 »  halaclı fm

202

 »  AKKUSUNSESİ

790

 »  çakırlı köyü

609

 »  Tokatspor Taraftarın

541

 »  İzmir Resadiyeliler

914

 »  Reşadiye

869

 »  sarıyaylaköyü web si

698

 »  Facebook - Reşadiyel

1718

 »  eymür derneği

613

 »  Çınarcık köyü

600

 »  ALTIPARMAK KÖYÜ

607

 »  kavaklıdere.köyü

536

 »  Hebüllü Köyü Web Sit

581

 »  Çayırpınar Köyü

591

 »  Hebüllü köyü

711

 »  Bereketli Kasabası

662

 »  baydarlidernegi

625

 »  Cimitekke Gençlik

667

 »  Yiğit Yufka

702

 »  Kızılcaören Haber

776

 »  Baydarlihaber.com

1178

 »  Erya resım ayna cerc

943

 »  Umurca köyü

1053

 »  Elmacık köyü

1239

 »  ibrahimseyh köyü

707

 »  Soğukpınar Kasabası

682

 »  Nebişeyh Kasabası

697

 »  Kuzbağı Kasabası

933

 »  Hasanşeyh Kasabası

716

 »  Demircili Kasabası

701

 »  Cimitekke Kasabası

916

 »  Çevrecik Kasabası

658

 »  Büşürüm Kasabası

662

 »  Bereketli Kasabası

739

 »  Bozcalı Kasabası

734

 »  Baydarlı Kasabası

696

 »  Kızılcaören Kasabası

679

Anket

Hangi Radyo Dinliyorsunuz?

   ÇayırpınarFm - 68
   Güvendik Fm - 98
   Radyo Büşürüm - 81
   Radyo İbrahimşeyh - 48
   Radyo İsgesur - 63
   Reşadiyenin Sesi - 248
   TinyabaFm - 107
   Yörem Fm - 167
Toplam Oy: 880

Reşadiye İmece ve Hasat

    Yazılar
      
Reşadiye Sosyal ve Kültürel Hayat
              Reşadiye İmece ve Hasat

İMECE

Anadolu insanının hiç değişmeyen geleneklerinden birisi de yardımlaşmadır. İmeceler bu yardımlaşmanın bir göstergesidir.

 

            Saplarından ayrılan buğday taneleri çeşitli işlemlerden geçirildikten sonra, iki kulplu adı verilen kazanlarda kaynatılır, sonra da kurutulur. Kurutulan daneler daha sonra taş dibek (soku) veya “dinkana” adı verilen yerlerde dövülmeyi bekler. Birkaç gün önceden çıkınlar içine konulan nöbetlikler, bulgurun ne zaman dövüleceğinin bilinmesine yardımcı olur. Sırası gelen kişi kuruyan bulgurunu dibeğin yanına taşır. Hemen çevrede bulunan gençlerden yardımlar gelir kendiliğinden. Gençlerin birer güç gösterisi yeridir bulgur dibekleri. Gözlerin değişik bakıştığı, bakışların çakıştığı didek yanları çoğu kez ileride kurulacak mutlu yuvaların da başlangıç yerleri olur; çünkü, buralarda kız-oğlan karışık çalışırlar.

 

  

            Dövülen bulgurlar kurutulup seçildikten sonra artık onu taşlarda çekip pilavlık hale getirme zamanı gelmiştir. Bunun için önce taştan yapılmış el değirmeni bulunur. El değirmenlerinin sayısı çalışan kadın sayısına göre değişir. Değirmen çektirecek kişi kendisine yardım edecek kadınları ve kızları çağırır. Akşam olunca birer, ikişer birikir kadınlar. Kurulur taşlar, başlar gürül gürül sesler. Her değirmenin başında dört-beş kadın, döndürürler taşları. Taş döndükçe eller çuvallara gider, çuvallar azalır. Bir yıllık yiyeceklerin temeli sayılan bulgur daneleri taşların arasından avuç avuç çoğalır. Vakit ilerler, başlarlar yanık yanık türkü söylemeye:

 

            “İmece geldik size,

            Dana boğazlan bize,

            Eğer dana yok ise,

            Horoz kesseler bize.”

 

 

            Uzun imece geceleri, çoğu zaman kara sevdalıların buluşma, konuşma, dertleşme yeridir. Gece yarılarına kadar bulgur çekme işi çeşitli yiyeceklerin hazırlanması ve özellikle de çekilen bulgurdan pilav yapılmasıyla son bulur. İş sahibi, imeceleri birer birer veya gruplar halinde evlerine götürür. O gece oraya gelenler, kendileri de bulgur çektirecekleri zaman evlerine o kadını çağırırlar. Böylece maddi bir karşılık düşünülmeden hem eğlence, hem iş görme, imece şeklinde gerçekleşmiş olur.

            Buna benzer imeceler yün eğirme ve mısır dövmelerde de olur.

 

 HASAT

            Güz aylarında  binbir emekle kara toprağa emanet edilen buğdaygillerin tohumları çillenip uzun kar örtüsünden kurtulduktan sonra baharla birlikte yeşermeye başlar. Temmuz ayı ortalarına doğru olgunlaşıp, kılçıklarını dökerek masum çocuklar gibi boyunları bükülü, biçilecekleri günü beklerler. Gelmiştir hasat zamanı. Çiftçiyi bir telaştır alır. Önce fiğler yolunur, otlar biçilir, arpalar toplanır. Geriye bir yılın yiyeceğini oluşturan buğdayların biçilmesi kalır.

 

            Toplanır köyün ileri gelenleri, her zaman dertleşip sohbet ettikleri harman koltuklarına, çeşme yanlarına veya köy meydanlarına. Her semte bir kişi gönderirler, oralardan birkaç numune başak getirsin diye. Gidenler gelir ellerinde topladıkları başaklarla, uzatırlar ihtiyarlara. Gelen başaklar kontrol edilir olgunlaşmışlar mı diye. Karar verilir, ona göre ekine başlamaya. Bir değişik heyecan başlamıştır artık. Akşamdan oraklar, ellikler, çakmaklar çıkarılır bir yıl evvel konulduğu yerden. Sabahleyin “besmele” ile kalkılır yataktan. Oraklar (galuç) kösüreye tutulur değişik bir duygu ile. Sabah kahvaltısı yapılır, şükür duasıyla kalkılır sofradan. Alınır orak ele, takılır ellikler ve çakmak püsküllü ipiyle orağın sapına. Ailede çalışabilecek olanlar tutar tarlanın yolunu. Varır tarlanın başına. Bir o yana gezer, bir bu yana. Çeker besmeleyi, takar elliklerini, geçer önlerin başına. Şükreder Allah’a: “Yarabbi, bir yıl sonra yine nasip ettin bize ekin biçmeyi. Güle güle yemeyi de nasip eyle” diye koyulur işine. Ellikler şakırdar, orak keser, kollara desteler yığılır. Yığıldıkça arkaya top top bağlar dizilir. Yığıldıkça çoğalır, çoğaldıkça bağlanır, bağlandıkça iştahlanır. Çöker arasıra türküye:

 

            “Ekini biçe biçe,

            Bulamadım ucunu,

            Gerisini söylemem,

            Saliç bilir suçunu.”

 

 

 

            a) IRGAT ETME

 

            Ekini çok olan kişi, bunu beceremeyeceğini (biçme işini) anlayınca ırgat etmeyi düşünür. Biçici ve ve iki orakçıya birer bağcı ayarlanır.  Akşamdan söz aldığı kişilerin oraklarını alır ki sabaha cayma olmasın.  Sabahleyin toplanırlar birer-ikişer söz veren ırgatlar. Hazır edilir yemekler, toplanılır sofraya. Besmeleyle başlar, şükür duasıyla bitirirler. Tutarlar tarlanın yolunu, varırlar tarlaya, ellikleri takarlar parmaklara, girişirler biçmeye. Başlar gün batıncaya kadar sürecek savaş. İşte bu birlikteliktir ırgat.

 

            b) GEVİŞE GİTME

 

            Tarlada bulunan biçiciler dizilirler yan yana. Bu kişilere kumanda edecek bir biçici önlerci seçilir. Seçilen önlerci “ha canım!” diye komut verdiği anda bütün biçiciler önce sağdan hep birden “pırmıt” tutarlar. Sonra oraklar hep birden  çalınır, kesilir ekinler. Sonra soldan hep birlikte aynısı yapılır. Bir sağdan bir soldan biçerek ve genel olarak da sağa doğru kayılarak kollara yeterli deste birikince önlercinin “al beyim al” demesiyle bütün beller doğrulur. Hep birlikte desteler yere bırakılır. Önlercinin “aa canım bir daha!” komutuyla tekrar başlanır. Ellikler aynı anda kavrar ekini, oraklar aynı anda keser, vücutlar aynı anda dalgalanır. Bu hareket o kadar göze hoş gelir ki seyrine doyum olmaz. Tarlanın öbür başına varılınca önlercibaşı “ellik babam, ellik” demesiyle gelindiği gibi biçe biçe sola kayarak geriye gitme başlar. Böylece ekin tarlası topluca biçilmiş olur. Bu birlikteki harekete “geviş gitme” denir. Bu ahenkli görünüşe kapılan ırgatta sesi güzel olan başlar türküye. Biçildikçe coşulur, coşuldukça söylenir. Bu hareketten yöreye ait “ellik” oyununun ritimleri oluşmuştur.

            “Hey ellikten ellikten,

            Su çıktı mezellikten(mezarlıktan)

            Sararmış da solmuşsun,

            Besbelli bekarlıktan.

 

 

            c) DESTE KALDIRMA

 

            Tarla sahibi(ağa) çalışanlarla birlikte tarlaya gelmez. Atını hazırlar. Irgata ekmek, su, armut, kiraz  vb. yiyecekleri alır. Biner atına. Varır tarlaya. İndirir atından getirdiklerini, koyar gölgeye. Örkler atını. Ağanın geldiğini gören ırgat bir başka türlü çalar orağı. Ellikler bir türkü gibi nağmeli ses çıkarır sanki. Başlar türkücü türküye:

 

            Ekini  biçe biçe           ,                       Elinde ellik orak,

            Düş önlerin başına,                Ağam tarlan çok ırak,

            Dahasını söyleme,                  Ne oturak ne durak,

            Gelmiş onbeş yaşına.              Şu tarlayı kurtarak.

 

            Ağa çalışan ırgatın yanına gelir. “Selamün aleyküm, kolay gelsin, bereketli olsun ağalar” der demez ırgat hep bir ağızdan “Vay hoş geldin, safa geldin. Eken biçer, konan göçer; Hak kapısını cömertler açar. Cömertler uğruna verelim Muhammed’e(Peygamber’e) selavat.  Sallü ala Muhammed.” diye bağırmaya başlarlar. Çıkan ses yankılanır. Uzaktaki dost düşman bu sese kulak verir. Ne kadar çok ses çıkarsa ağa o kadar memnun olur. Bu sesten keyiflenen ağa çeker silahını, başlar saymaya tek tek. Tarla sanki bir düğün yeri olur. Bu coşkulu ve heyecanlı harekete “deste kaldırma” denir.

 

            Bu sesli karşılama töreninden sonra ağa, ırgata kendisine deste kaldırıldığı için ya teker teker ya da sonra bölüşmeleri için topluca önlercibaşına bahşiş verir. Bu bahşiş yevmiyeden hariçtir. Bahşişi alan kişiler birer birer ve topluca “Bereket versin ağanın kesesine, dibine, devletine, (dorağına), binler yaşa!” diye bağırırlar. Herkese bahşişi verildikten sonra önlercibaşı “ha canım, biricik daha” diye komut verir. Ekin biçmeye tekrar başlanır.

 

            Tarlada canlılık böyle devam ederken bağcı ve biçiciler arasında da bir çekişme vardır. Biçiciler bağcıları hafife alırlar. Onlarla dalga geçerler. Destelerin arasına diken sararlar. Bağcılar da biçicilere desteyi yere bıraktırmadan ellerinden almak isterler. Bu sırada çaktırmadan biçicinin elliğini almaya çalışırlar. Elinden elliği alınan biçici biçemez olur ortada kalır. Kaptırdığı elliğini, deste parasını vermeden alamaz. Onun için biçici dikkatli olmak zorundadır.

 

            Ellikler şakırdayıp, oraklar çekile çekile kesmez olur. Artık sarı sıcak çökmüş, vücutlar terlemeye başlamıştır. Birazcık da soluklanmak, serinlemek düşüncesiyle önlercibaşı; “Dağlara kar yağdı babam, dağlara kar yağdı” der. Bu herkes suyunu içsin, orağını çakmaklasın ve az da olsa dinlensin amacıyla yapılır. Sonra tekrar aynı iş devam eder.

 

            Halk arasında “kayıcı kıyar, öncü oyar, dayan ortacı dayan(geril ortacı geril)” diye bir tekerleme vardır. Bu göstermektedir ki ekin biçme işini gerçekleştirenler ırgat içinde ortada bulunanlardır.

 

            Ağa ırgata iyi bakarsa ırgat da o oranda iyi çalışır. Tarlada su yerine ayran içilirse “Ayran içerim, böyle biçerim” diye söylerler.

 

            Ekin iyi olmuşsa ağa bir koyun veya bir keçiyi kurban olarak keser. Kesilen kurban tarlada kavrulur, hep birlikte yenir. Irgat “Yedir kavurmayı, seyret savurmayı” diye memnuniyetini ifade eder. Ağanın akşam yemeğine daha iyi yemekler hazırlatması için de “dal orağım dal, akşama yiyeceğin bal” diyerek beklentilerini dile getirirler. Şayet ağadan böyle bir beklentileri yoksa bir nevi işi yavaşlatma anlamında “dalma orağım dalma, akşama yiyeceğin kara dolma” şeklinde sözler söylerler.

 

            Kuşluk vaktine doğru bir mola verilir. Bu mola içerisinde “Kuşlukluk” veya “kırıntı” adı verilen daha önceden getirilen yiyecekler yenir.

 

            Öğle vakti yemek gelir. Ancak bağcıların mutlaka desteleri bağlaması gerekir. Bağlamadan yemeğe oturmaları ayıp sayılır. Öğle yemekleri alışılmış yemeklerdir. Bunlar arasında ayranlı mısır çorbası veya yarma çorbası, börek sayılabilir. Yemek yendikten sonra ırgat gölgelerde dinlenir. Bir iki saat dinlendikten sonra tekrar mücadele başlar. Irgata iyi bakılmışsa iştahla çalışır. Bakılmamışsa zoraki bir çalışma ile akşamın olmasını beklerler. Kuşlukluk gibi ikindi vakti de küçük bir mola daha verilir. Bu mola içinde de birşeyler yenir. (Domates,salatalık, soğan gibi.)

 

            Akşam yaklaştığında ellik sesleri durgun, orak çekişler yorgundur artık. Buna rağmen yine de bir gün sona erdiği için bir memnuniyet vardır yüzlerde. Ağa ırgattan memnun kalmışsa aynı sevinci o da duyar.

 

            O gün ağanın biçilecek ekini yoksa oraklar ağanın önüne atılır. Bu arada şu şekilde dua yapılır : “Allah Allah, İllallah, hayırlar gele İnşallah, akşama hürmet, pirimize rahmet, pirimiz aşkına verelim Muhammed’e selavat. Sallü ala Muhammed.” Önlercibaşı ağaya dönerek “Ağam düşmanının ömrü de bu kadar olsun. Allah tekrarını nasip etsin, ağız tadı ile yedirsin” diye dua eder. Ağa da hepsine teşekkür eder.

 

            Köyde ekinini biçmeyi yetiştiremeyenler olduğu zaman yardımlaşma yapılır. İşini bitirenler karşılık beklemeden işini bitiremeyenlere yardım eder. Böylece iş ortaklaşa bitirilmiş olur.

           

Bağlar toplanır, yığın yapılır. Geride tarlanın yüzünde bazı kelleler kalır. Çocuklar bunları toplarlar. Bu toplamaya da “başaklama” denir. Başaklanan kelleler, toplayanlar tarafından satılır. Parası kendilerinde kalır. Başaklama sadece kendi tarlasından olmaz, yığını yapılan her tarladan toplanabilir.

           

Herkes ekinini kurtardıktan sonra, köylü, bir gün kararlaştırır. O gün saplar çekilmeye başlanır. Kağnı gıcırtıları da bir başka heyecan verir yollara. Koşuşturmalar başlar. Karıncaların kışa yiyecek toplamaları gibi bir zaman yemyeşil olan ekinler bağlanmış olarak harman kaşlarına(kenar) yığılmaya başlanır. Sap kurtuldu diye sevinmeler başlar, hatta eğlenceler düzenlenir. Yaylalara gidilir. Bunların hepsinde günün yorgunluğunu giderme düşüncesi yatar.

 

 

            Harmanlar sulanır. Artık alan iyice daralmıştır. Tarlalar ıssızlaşmış, köylerin içi canlanmıştır. Sabahın erken saatlerinde kalkıp harmanlar saçılır. Koşulur öküzler, bağlanır dövenler. Döner harmanda öküzler, ufanır saplar. Saptan taneyi (dene) ayırmak üzere toplanır harmanın bir kenarına saman tığları. Beklenir rüzgar, kaldırılır yabalar. Savrulur saman, ayrılır çeç. İşte böyledir, yörede hasat.


Etiketler

 Reşadiye,  İmece,  ve,  Hasat,

Yorumlar



Köşe Yazısı

 

Sait Ünal
Reşadiye'yi düşünelim

 

Murat BOLAT
ORMAN KORUMA

Tanıtımlar-Reklamlar