|
|
Reşadiye şiirleri |
|
|
|
|
“BOSTANKOLU YANGINI” - Vukuat Haberi Gece yirmiiki sularında Gedehor’dan görünmüş alev Şimdi Bostankolu’ndan geldi haber Yanan üç İki hafif yaralı On ölü var - Yardım ve soruşturma ekibi yola çıkıyor Gördükleri bir toprak yığınıydı Yer yer duman tüten Alt yanda kazma kürek çalışılıyor Üst yanda kadınların Uy bacım, bacım çığlıkları Gökleri tutuyordu - Bostankolu muhtarı anlatıyor Teze yatmıştım Gürültülerle fırladım yataktan Etraf gündüz gibiydi Alev minare boyu Komşular yetişti öteden Ahmetgilleri zor çıkardık Küçük pencereden - Kurtulanlardan biri konuşuyor Deliksiz bir uykuya bırakmıştık kendimizi Yengem ahıra gidecekti çırayla Bir duman kokusuyla Uyandım neden sonra Düşler içindeyken masmavi sütbeyaz Bir güçlü alev geldi üzerime Kapıyı açar açmaz Bir ölüm şaşkınlığı sarmıştı beni Bağırıp bizimkilere çocuğu kaptım Yengemle el ele çıkarken Bir an Bir amansız direk ayırdı kapıda Zavallı Şehriban - Ölüler konuşuyor (1) Ben Ali'yim Bostankolu'ndan Ali Fırtına Uyandım ki kapı alevler içinde Her taraf duman Tek göz evde altı çocuk Kimi uyur kimi uyanık Pencere yok ki kurtulalım Çıkmak istedim bacadan Yıkılıverdi baca, yıkılıverdi duvarlar Altında kaldım. (2) Ben, Ali karısı Faden Sabahım uyardı beni uykudan Hayat yalavu içindeydi Odamız duman Sarmaladım yüzümü Kapıya yöneldim eteğimde çocuklar Birden nasıl oldu bilmem Bir yanım mı tutuştu ne Gayrısını hatırlamam (3) Ben yanarak ölmüştüm Yarım gireceğim toprağa Ben Bostankolunun kadersiz kızı Hala yüreğimde sanki Yanarken duyduğum sızı Acep sağ mıdır kocam Ben iki aylık gelin Adım Şeriban M.Nihat Etiz (Reşadiye Eski Kaymakamı) İSKEFSİR’DE GEZİNTİ
Varam gidem İskefsir’i gezeyim Bu gönlüme gönüldaşı bulunur Dertlerimi sıra sıra dizeyim Elbet her derdin bir başı bulunur. Tinyaba, Tilemse, Turaç, Karataş Çakraz, Bereketli, Bozcalı’dan aş Dumanı kalkar da doğarsa güneş Perşembe yaylasının kuşu bulunur. Firenkköy’den, Fındıkçalı, Büşürüm Fındıcak’a çıksam orda üşürüm Hebüllü’de madımaklar döşürüm Kaynamış kazanda aşı bulunur. Kapaklı, Kotanı, Meğdün, Değeri Bağdatlı, Kovanı, Gördolos beri Nebişeyh, İbrahimşeyh güzeller yeri Başına bağlamış puşu bulunur. İslamlı’dan engin Pertek, Kuzbağı Ketençukurunda süt, yoğurt, yağı Keçiköy kalesi, karşı Çal Dağı Katmerli kayalar taşı bulunur. Uluköy, Çakırlı, Konak ötesi Gönül ister Gödölöş’te yatası Yavdaş’ın içinde Avara Tepesi Ha deyince üç beş kişi bulunur Halaçlı’dan, Gemene’den, Keteniği Mevlam sever muradına yeteni Eker biçer toprağında biteni Herkesin kendince işi bulunur. Cimi, Hasanşeyh-Tekke’den, Baydarlı Selemen kırında kış olur karlı Demircili’den seven gönül karlı Aşk ile gözümün yaşı bulunur. Eymür, Yağsıyan’a varsam sazınan. Kızılcaviran’ı görsem gözünen Erdem kırına çıksam yazınan Kebabı, kaymağı, keşi bulunur. Eşref bu destanı alem duyacak; Bu hasretlik beni ayrı koyacak; Çengibağ’ı, Danişment, Kuyucak Yaz baharında çok kışı bulunur. Aşık Eşref Tombuloğlu ELVEDA REŞADİYE
Reşadiye dedin de hemen aklıma geldi, Bereketsiz toprağın gözü tok çocukları. Çektikleri ayrılık canım, ciğerim deldi Aylarca ayrı yaşar evinden birçokları. Böyle batı kıymadı, toprak toprak olalı Bir odanın içinde serili cümle malı Ormandan açılmış tarlalar kaplar yamacı Erdem Kırı doğuda, kuzeyinde Bozcalı. İskefsir’in düzünden görünüyor Tozanlı. Kelkit ırmağı akar her zaman kanlı Boy boy çiçekler açar yaylalarında Kadınlar gelin gibi, erkekler delikanlı. Büyük pazar kurulur Selemen’in düzünde Toprağına güvenme, halkı durur sözünde Kimse bilmez sır saklar içinden geçenleri Dostudur doğruların kötülük yok özünde. Menekşe Pınarında sofra açar Beribak Misafir şerefine alkış tutar her yaprak Yüz on parça köyünü bir bir hatırlıyorum Elveda Reşadiye, bakımsız güzel toprak. Rahmi Dönmez-1961 (Reşadiye Ortaokulu Eski Müdürü) REŞADİYE TÜRKÜLERİ
“Reşadiye başında borana bak borana Ayrılan memurları istiyoruz horana” Davul-zurna çalanda en kıvrak bir halayı Bizden selamlar olsun buraları sorana. Bir ziyafet çekilir gidenin ardı sıra Hasan’ın meyhanesi masalar sıra sıra Çam kokusu gelir kapıları açınca “Burdan uzaklaşın da sultan olsun Mısır’a”. Açış konuşmasında siyasetten kaçılır Açık-saçık fıkralar kahkahalar saçılır Türkülerle şarkılar gecenin ortasında Kamil bey düdük çalar oyuncular açılır. “Sarsı Kıranında kıratım kişner Binlik lira gibi nüfuzum işler” Milli oyunlar biter halaycılar yorulur “Hancı” ile yapılır ziyafette bitişler. “Yayladan mı geliyon, sırtındaki yayık ne? Ben sana postal aldım, ayağında çarık ne? Haydin haydin diyelim, üzüm ekmek yiyelim Anan baban duyarsa yay boşanmış diyelim”. Nebişeyh dedikleri, siyezdir yedikleri Hiç aklımdan çıkmıyor o yarin dedikleri Dilimizde bölgenin en güzel türküleri Gönlümüzde bir devrin Aydın’a ettikleri. Rahmi Dönmez-1960 (Reşadiye Ortaokulu Eski Müdürü) NEDENLİ ARINIŞ
Aç başkentin kapılarını Kalbimi Kelkit Çayında yıkadım da geldim Yıkıldı tahammül mülküm Gayrı paralel paralel Meridyen meridyen değil Dünyanın ekseninden Kestirmeden geldim. Allah günaydın demiyor senin olmadığın yerlerde Çevirme gündüzlerimi geri Aç n’olur Tanrı aşkına aç. Rejimi düzensiz nehirler örneği damarlarımdaki kan Hücrelerim amitoz çoğalmalara hazırlıklı, bilirsin Allandım, tellendim, pullandım Umudun, mutluluğun doruğundan Saydam insanlığımla Başkent kapılarına dayandım Aç bak Artık çok sevebilirsin Kalbimi Kelkit Çayında yıkadım da geldim. Türkan Ateş (Reşadiye Ortaokulu Eski Türkçe Öğretmeni) ANADOLU’NUN KÖYLERİNDE 1 Kızılcaören yolunun İki yanı ağaçlık Harp meydanı gibidir İçim sızlar Kiminin tepesi kesilmiş Kiminin kırılmış kolu kanadı Göğe uzanan dallar yana yatmış Ah duyardım da inanmazdım Keçilerle çobanlar Reşadiye’de Güzelim ormanları mahvetmiş. 2 Reşadiye’den çıktık günlük güneşlik Kuzbağı’na varmadan yağdı yağmur Atalar adeta, atlar dörtnala İnmeye gör diz boyu çamur Bozdukça bozdu hava Dizgin tutan elim üşür mü üşür Palto da almayacaktık güya Hiç tedbirsiz çıkılır mı yaylaya 3 Hafif yağmurdun sonra etrafımızda Kardan kelebekler uçuştu Yol kıyısında bir köylü delikanlısı Seksen derece meyilli Tarlasını sürerken Islıkla bir türkü tutturmuştu Cumartesi akşama doğru Keçiköy üstünde karşıladık fırtınayı Yol kayboldu, atlar yavaşladı Kar vururken yüzüme yüzüme Ankara’yı düşündüm Ve bu saatte Kızılay’ı. 4 ............................. 5 Ficek’te bir Gazi Baba var Eski muhtar Ceketinin sağ kolu boşta sallanır Ficek’e her gidişte Gözümde şanlı Çanakkale canlanır Gazi Baba’nın odasında radyoyu açtım. “Nihansın” dedi bir ses “Nihansın dideden ey mesti nazım” Saniyede dağlar aştım yeşil gözlüm Sana ulaştım Hangi yolun sonundasın bilmem Ama seninle rüyalı gecem Sarı kızım, fidan boylum, gül pembem. 6 Kovanı’dan çıktık gün batarken Mayıs akşamları gibi hava Ilık mı ılık Atlarımız ard arda Ben şiir okumadayım sessiz Ömer'in dudağında bir ıslık Hafif köpek havlamaları duyuluyor uzaktan Derinden derine Kelkit’in uğultusu Çoban ışıkları var karşı dağda Yıldızlar gibi yanıp sönen Isı, ses, renk ve zaman Değildi çevremizde Şiir, musiki, hazdı bizi saran Gittikçe karardı ortalık M.Nihat Etiz (Reşadiye Eski Kaymakamı) İLK KAR GÜNLERİNDE ÖZLEM Bugün kar yağıyor kış mı geldi ne Reşadiye dağı beyaz gelindir Bülbül hasret kaldı pembe gülüne Karga kral oldu dalda gülendir. Bacalardan çıkan kara dumanlar Büyüyecek gözde nice zamanlar Öküzler aç kalır biter samanlar Köylü kara kışı iyi bilendir. Dereler buz tutar uzun geceler Avcı değil şimdi garip serçeler Ekin yok tarlada gidip biçeler Köylü gözyaşını karda silendir. Issız gecelerin soğuk köşesi Dudağında şarkı kırık güftesi Sevenler bağının yeşil beldesi Gökten buram buram karlar inendir. Sofralarda çorba ekmekler kuru Irmaklar oynaktır ılıman suyu Gündüzler kısacık geceler koyu Usum erik değil bilmem nedendir Kurtlar cirit atar itler güler Kümeste tavuklar bili bililer Acıkan koyunlar ağılda meler Karlı günler tümcek yasla bitendir. Özlem çöreklenmiş yürek bağıma Bırakın kar yağsın karlı dağıma Cafer der ki; ısındıkça soğuma Karasevda çeken kışın ölendir. Cafer DEMİRYÜREK REŞADİYE HASRETİ
İstanbul’dan Reşadiye’ye gidiyorum Hasretini gidermeye senelerin; Kim bilir nasıl çoğalmıştır diyorum, Hafızamdaki kasabam, hanelerim Sana yaklaşmanın artan heyecanı Seller gibi coşup taşıyor içimde Çocukluğumdan orada kalan her anı Yaşamak istiyorum aynı biçimde Gördüm uzaktan, büyümüş serpilmişsin, Küçük kasabayken olmuşsun şehir Gülüyor gibisin, sanki bilmişsin Gelenin seni çok sevdiğini zahir Ulaştım sana anılarım canlandı Fakat nerede evim, bahçem, okulum? Yoktu yerlerinde birden içim yandı Dost ve kabir ziyareti oldu yolum. Cahit Yücel (Türkiye İş Bankası Emekli Genel Müdür Muavini)
Not : Bu Bilgiler “Dünden Bugüne Reşadiye” adlı kitaptan alınmıştır.İzinsiz Kaynak Gösterilmeden Kullanılamaz | |
|
|
Etiketler |
|
Reşadiye, şiirleri,
|
|
|
|
Yorumlar |






